Gelecek

13:37 / Posted by Gay Vixen / comments (0)


Kendimi hep geleceğe odaklanmış olarak bulmuşumdur. Ne yapmalıyım, nerede yapmalıyım , ne zaman yapmalıyım? Sürekli bir şeyler bekliyorum, beklerken de bu an geçip gidiyo.

1. sınıftan beri fransızca görüyorum. Fransızca'da bazı zamanları bilmek zorundasınızdır. Ne zaman bir fransızca ödevi yapsam Futur Proche, Futur Simple, Futur Antérieur ve Conditionnel kullanırken buluyorum kendimi. Dördünün ortak noktası, hepsinin geleceği anlatması.

Dedem ölmeden önce onunla daha çok zaman geçirmediğim için kendimden hep nefret ettim. Hep birşeylerle meşguldüm daha iyi bir gelecek için. Ödevlerimle veya erkek arkadaşımla (yoksa ayrılır). Geriye baktığımda bi aptal olduğumu görüyorum. Şİmdiyse artık bir şeylerin geçiciliğini anladım. İnsanlar ölür, ilişkiler biter (hayır benimki bitmedi, henüz), arkadaşlıklar biter (bir süre sonra farklı şeyler istediğinizi farkedersiniz), Yapabileceğim ama yapmadığım şeyler için pişmanlık duymaktan sıkıldım. Eğer pişmanlıkla yaşayabilirseniz bu iyi ama benim gibi bununla yaşayamazsanız yapacağınız tek şey geleceğe odaklanmak ve gelecek için çabalayıp bu anı asla değerlendirememektir. Şimdiye kadar geleceği düşünmeden o anın etkisiyle yaptığım tek şey sanırım şu anki erkek arkadaşıma açılmak olmuştu. Gelecek için bu kadar çabalamama, onun için endişelenmeme rağmen onun iyi mi kötü olduğunu bilmiyorum. Sadecce bulanık görebiliyorum onu. Belki de artık zaman; sadece durup, bu anı yaşayıp, bu an içinde sevip, bu an içinde nefret etmenin kısacası sadece anın içinde kalıp geleceğe bakmamanın zamanıdır. Çünkü artık geleceğe bakmam için bana yardım eden umutlarım kalmadı.

Heteroseksüelden Gaye

08:29 / Posted by Gay Vixen / comments (4)


Erkek arkadaşımın ilk erkek arkadaşıyım. Benden önce hep kızlarlaydı ve içindeki gay tarafı benimle keşfettiğini söyler hep.
Peki bir erkeği gay yapmak mümkün mü? Hiç böyle bir şey yapan var mı? Peki straightlere aşık olan gayler napıyor? Aşkları bitene kadar (eğer gerçek aşksa bitmez ama bu da başka bi blogun konusu) acı mı çekiyorlar?
Şu önce alkol ver, sonra dokun sonrası gelir. Bir kere geldikten sonra da tekrar ister olayı ne kadar doğru?
Neden hiçbir yakışıklı straight gayleri sevmez?

Labels: , , ,

Sevgililer Günü, neyin gerçek olduğundan emin değilim artık

13:10 / Posted by Gay Vixen / comments (3)


Onsuz geçen bir sevgililer günü daha. Son iki yıldır hiç yanımda olamadı. Sevgililer gününde elime tek geçen içinde bir kutu çikolata bulunan ve gül yaprağıyla dolu bir kargo kutusu. Seni hep seveceğim diye de bir not. Bense ona kalp şeklinde bir anahtarlık aldım, aslında benim tarzım bir hediye değil ama ona kızgınken yaratıcı olamıyorum ne yazık ki. Bir de not yazdım. Nolursa olsun kalbim her zaman senin, diye. Kalbim her zaman onun. Ama neden onun kalbinin sadece bir yarısı benim? Dayan diyorum kendime. Dayan. Bir sonu olmadığını bile bile.

Boşlukta hissediyorum. Yapmam gereken şeyler var yapamıyorum. Hiçbir şey yapmıyorum ve canım sıkılıyor öylece saçma sapan geçiyor günlerim. Onun göğsünde uyandığım günleri öyle özlüyorum ki. Aslında çok içen biri olmama rağmen son bir aydır her akşam içiyorum. Ailemle yaşadığım için içmem tam bir eziyet. Aslında tutucu değiller kesinlikle her akşam bir kadeh kırmızı şarap falan gibi bir içme rutinim olsa izin verirler de böyle manyak gibi gin’i iki günde bitirmemi normal karşılamazlar tabi. Şişeleri saklamak bazen onlar odama geldiğinde sarhoş değil taklidi yapmak falan öff…


Dün sabah üyeliğimin olduğu tenis kulübündeydim. Hiç tenis oynamadım. Oynamak istemedim. Neden oradaydım onu da bilmiyordum. Alt katta soyunma odasının koridorunda aynaya bakan siyah saçlı benim yaşlarımda bir çocuk gördüm. Daha önce görmemiştim. Dikkatli bakınca onun o şehirdışındaki evdeki akık makyajlı psikopat gay olduğunu anladım. Hey tanıyorum seni dememle birlikte I dont speak turkish şeklinde lafı yapıştırması bir oldu. Hayır konuşuyorsun o üç gün boyunca konuşmuştun, dedim. Yüzüme baktı. O evdekiler neydi hala inanamıyorum dedim. Hala cevap yok. Konuş dedim çok sinirlendim bir anda. Bezgin bir ifadeyle ne istiyorsun dedi. Özür diledim ona kızmak istememiştim sadece bana sarılır mısın dedim. Dudakları alaycı bir biçimde yukarı kıvrılırken benim çıkarım ne olucak diye sordu. Bir an bi afalladım, ne istiyorsun ki dedim. Para, dedi. Evet ilginç bir diyalog biliyorum ama bazı şeylerden sonra hiçbir şey ilginç gelemez artık bana. Ne kadar dedim. Ne kadarın var dedi. Bilmem diye cüzdanımı açtım çok para almamıştım. Hahah diye soğuk ve kısa bir kahkahadan sonra bana sarıldı. Çok mu yalnızsın dedi. Evet çok dedim gözlerim dolmuştu. Numaranı verir misin rica etsem dedim. Telefonuma yazdı. Çok arama mümkünse dedi sonra aynada kendine bakmaya bir süre daha devam etti. Merdivenlerden ayak sesleri gelmeye başladı ve oldukça atletik bir genç ona “where the fuck are you we are going” gibi bişeyler dedi. O da “I’m coming sweetheart” diye cevap verip “görüşürüz vixen” diyip o korkutucu gülümsemesiyle yukarı çıktı. Sonradan numaranın kimin adına olduğuna baktım ama rehberde kayıtlı değilmiş. Açıkçası kendimden de nefret ettim sonradan bu davranışım yüzünden. Güven problemlerim var. Hayır yok çünkü güvendiğim kimse yok.

Sadece Kapıyı Kapattım ve Soru Işareti

17:31 / Posted by Gay Vixen / comments (3)


Sevgilim dinliyor, sürekli dinliyor. Durmadan. AMA SADECE KENDİNİ. Beni ise hiçbir zaman. Beni bırakacaktı, arabadayken onunla hiç konuşmadım o ev arkamda kalmıştı ya mutluydum ve sessizdim. Ta ki o bozana kadar. Bir şey mi oldu, dedi. Evet dedim. Bir çok şey oldu sadece beni istemediğim bir eve üç gün hapsettin, dedi. Off saçmalama eğlendik işte dedi. Sustum ve geldik.
Görüşürüz dedi. Öpmek için uzandı. Bırak beni dedim. Kendimi geri çektim. Beni tuttu kendine çekti. Ve ona tokat attım. Iki yıldan sonra ilk defa onun canını acıttım. Ondan çok benimki acıdı gerçi. Gözlerim dolmuştu.
Arabadan hızla indim. Evime değil de eczacı arkadaşıma yürüyordum. Nereye gidiyorsun dedi bana camdan. Ağladığım görülmesin diye ters yönde hızla koşmaya başladım. Eczacı arkadaşımla aramız çok yakın. Yürüyerek beş dakika. Apartmana girdim. Dış kapı ilk defa açıktı yukarı çıktım ve tekrar kapıyı çaldım. Merhaba demeden valium istiyorum dedim. Bana baktı ve esprili bir gülümsemeyle "Harika görünüyorsun...sana valium yerine şampuan versem?" dedi. Evet, 3 gün boyunca bi iğrenç bi evde yaşamak zorunda kalınca saçlarım karışmış olabilir. "Valium" diye tekrarladım hiç gülmeden. Gerçekten hiç yok, dedi. Sonra görüşürüz dedim. Onu da dinlemek istemedim açıkçası. Apartmandan çıktım, kar yağıyordu.
Ertesi gün bir kız arkadaşım aradı. Olayı anlattım. Dehşete kapıldı 10 dakika. Sonrasında beni hiç aramadığını söyledim. Ayrıldınız mı, dedi. Hayır, dedim. Biz ayrılmayız, dedim kendimden süphe ederek. Peki nesiniz o zaman şimdi kavgalı iki sevgili mi, dedi. Bilmiyorum, dedim. Koca bir soru isaretiyiz sanirim.

Labels: , , , , , , , ,

Garip Ev, tek istediğim çıkmak

12:33 / Posted by Gay Vixen / comments (10)


Üzgünüm bu yazıyı defalarca kere silip yeniden yazmam gerekti.
Çünkü nerde olduğumu bilmediğim bi yerdeyim, kimin odası bura bilmiyorum ve kimin bilgisayarı bu bilmiyorum her seferinde başka biri tarafından kovuluyorum bu bilgisayardan. Kocaman bi evdeyim bi çiftlik şehre çok uzak. En yakın komşu bi dağların üstüne kurulmuş bi apartman sitesi ama yürüyerek 30 dakika falan. Kulağa saçma gelicek ama çok korkuyorum.
Baştan alıyorum bir gay arkadaşım parti veriyordu. Şehrin dışında bir çiftliği var. Aslında bu ev yazlıkmış ama sömestr boyunca o arkadaş ailesinden almış. Ben gitmek istemedim. Saat 9'da. Ama erkek arkadaşım gitmek istedi. Bu evdeki üçüncü iğrenç günüm. Herşey ÇOOK garip. ÇOOOOOOOOOOOK garip ve işin komiği kimse bunları garip bulmuyo. Tıpkı bi korku filmindeki gibi bura. Buraya geldik akşam 9u biraz geçe. Ve salonda bi kalabalık vardı ve parti falan yoktu. Evet yoktu. Kocaman salonda bi kalabalık vardı. Gay/straight karışık. Evin mimarisi şöyle salon çok kocaman ve tavanı 2. katın tavanı. Yani koridorlar balkon şeklinde. Hani alışveriş merkezi mimarisi olur ya kenarlarda mağazalar üst katta olsanız bile aşağı bakabilirsiniz balkon gibidir. Aynen böyle. Burdan nefret ettim bahçeye adım attığımdan beri. Partinin iptal olduğu söylendiğinde gitmek istedim. Ama erkek arkadaşım istemedi. Neden? BEDAVA İÇKİ. Çok fakir ya. Ev sahibinin arkadaşı utanmadan şu teklifi yaptı bi de "eğer çift yatak isterseniz bodrumdaki misafir odası çift yataklı bodrum olduğuna bakmayın 2 penceresi var". Yok artık oha. Bi de mahzene kilitle istersen. Korkudan ölmüşüm bodrumda mı kalıcam. Pijamam bile yok ve bir evde kalıyorum ve bu 3. gün. Herkes sarhoş gibi herkes uçmuş durumda ve sebep sadece alkol değil bence. Sadece alkolle insanlar uçamaz bu kadar.

Evdeki diğer misafirlerle de hiçbi samimiyetim yok. Hava iğrenç sürekli gri aralarda kar yağıyo ve işin komiği insanlar ÇOK MUTLU. Ama olmamalı bir şeyler YANLIŞ. İnsanlar parti var diye çağırıldıkları şehre uzak evlerde 2 gece kalıp 3. günün sabahında ellerinde biralarla jakuziye girmemeli. Paranoyak bi insan falan asla değilim ama gerçekten çok huzursuzum.
Yani birine bişe olsa herkes o kadar uçmuş ki kimse kimseye yardım edemez. Örneğin toza alerjim var ve ev çok pis. Ev sahibinin odasına gitmeye çalıştım bi kere ama ev sahibinin sağ kolu uyuyo şimdi dedi.
Erkek arkadaşım gayet mutlu bi halde jakuzide. Evdeki bira stoğu zaten hayrete düşürdü beni kaç koli var ya?
Ve evde yiyecek bir şey yok. Acıktığımı söyledim ve akşama mangal var cevabı aldım. Akşama kadar fotosentez mi yapıcam? Zaten arka balkondan nefret ettim bahçesi çok bakımsız ve topraklar da eriyen kardan ıslak.
Misafirlerden biri çok yakışıklı hem de çok. Ama o da çok garip biseksüel sanırım çok fazla 2 farklı kişiyle öpüştü.
Buradan nasıl çıkabilirim bilmiyorum. Keşke araba kullanmayı bilsem. Çok yalnız hissediyorum ve gidip eğlenmek istemiyorum. Alkol almak istemiyorum zaten ilk gece yeterince alıp kustum ve sonraki gün haşat haldeydim. Temiz giysiler istiyorum. Bu evden defolup gitmek herşeyin çözümü gibi geliyor şu an. Ev sahibinin sağ kolu dediğim insan feminen bir gay. Gözüne çektiği 100 kat kalem ve gecenin ilerleyen saatlerinde o kalemin akması da ayrı bi psikopat hava veriyo ona.
Karar verdim gidene kadar alkol almicam ya da odamdan çıkmicam. Ama çıkmam gerek sanırım. Zaten hafif hasta oluyo gibiyim. Alkol alamam en azından bi kişinin kafası yerinde olsun evde ve şu hasta ev sahibiyle konuşmak istiyorum. Benceo sağ kol arkadaş manyak ev sahibinden izin almadan yapıyo bunları.
Etraf çok dağınık. Tek bi müzik cd'miz var o da sössüz ve trance. Sürekli o çalıyo. Ne zaman biticek bu işkence? Sanırım yakışıklı misafir grup seks yapıyo o 2 kişiyle. En azından benim görüşüm o. Toplam 11 kişiyiz. Bizle birlikte 4 çift var. Arabanın anahtarını alıp kendimi sevgilimin arabasına kilitlemek istiyorum.
Çok mental bir yazı oldu farkındayım güya bir de iyi olduğumu kanıtlamak için yazıcaktı ama burdaki atmosfer berbat. Bana hak verirdiniz.

Neden Türk gayler garip?

10:40 / Posted by Gay Vixen / comments (6)


Dün gece ölebilirdim ama konumuz bu değil. Tüm normal gayler nereye gitti? Egolarıyla sorunu olmayan falan? Biraz yakışıklılara ya da lower class olmayan birine ulaşmak neden bu kadar zor? Neden Avrupa'da gay olan yakışıklılarla yatmak bu kadar kolayken Türkiye'deki gay yakışıklılar neden kafadan sakat? Neden bişeyleri etiketleyip sonra da o şeylerden nefret etmeye bu kadar meraklılar? İkiye ayrılıyor gibiler ulaşmak istemeyeceğiniz en alttakiler ve ulaşılması imkansız en üsttekiler. Arası yok gibi. Bilmiyorum yurtdışında da öyle çok mutlu değildim ama ciddi ciddi geri dönmeyi düşünüyorum en azından gaylerin daha kaprissiz ve 'sen'cil olduğu eski ülkeme.

Labels: , , ,

Gecikmeli Mim

12:18 / Posted by Gay Vixen / comments (0)

Üzerinden yıl(!) geçmiş ve zaman aşımına uğramış olsa da cevap vermek istiyorum. Affet beni Coach.
Karşı Cinste En Beğendiğim 5 Kıyafet:
1. Beyaz Kürkler (napalım yani o zaman et de yemeyin)
2. Ugg Botlar (evet onları seviyorum ve ne düşündüğünü merak etmiyorum)
3. Devasa güneş gözlükleri (pek kıyafet olmasa da)
4. Büstiyerler (iyi olanları)
5. Saten gecelikler
Hangilerini giyerim:
1. Hayır.
2. Şimdilik hayır. Ama gelecekte herkes giyicek.
3. Hayır ama çok istiyorum.
4. Hayır
5. Hayır. Pijama evet.

Sonunda Intikam (ve ben bi DVD değilim)

18:35 / Posted by Gay Vixen / comments (5)


Ben bir DVD değilim anladınız mı? Mail kutumda bir sürü mail bana gayet kaba bi tonda "yaz artık nolduğunu" (hatta abartarak 'yazmicaksan niye bahsettin' diyen terbiyesizler bile oldu) diyor. Sorun beni merak etmeleri değil. Sorun üslupları! Bana bakın! Ben bir DVD değilim anladınız mı? Canın istediğinde beni DVD playera takıp izleyemezsin. İstediğim zaman yazarım.
Belki iyi şeyler olmadı da yazacak güç bulamıyor? Hiç mü düşünemiyorsunuz Allah aşkına? Belki kendimi toparlayamadım? Böyle bir durum yok ama ola da bilirdi.

Oraya gittim bir arkadaşımla. Havalanından şehir merkezine gitmek ölümdü. Şehir merkezinden akşamki yemeğe gitmek daha bi ölümdü ama bunları yazmak istemiyorum. Korkunç yorucuydu ve milyon kere kaybolduk.


Sevgilimin kız arkadaşıyla facebooktan tanışıp kanka olmuştuk.Onunla sevgilimin samimi arkadaşı olarak tanışmıştık. Saatler 9 oldu. Ben ve yanımda gelen arkadaşım içeri girdik. Sevgilimin masasına doğru ilerledik. İşte oradaydı. Masaya gelmiş ayakta duruyorduk. Sevgilim, kız arkadaşı ve diğer kızlar. Gözlerinin içine baktım. Şaşırmıştı ama 2 saniye bile olmadan toparladı gülümsedi. Adımı söyledi. Ne güzel sürpriz, dedi. Elif "Bak, bir de kızların arasında sıkılmaktan korkuyordum. Sana en yakın arkadaşını getirdidm. Bu da benim sana yılbaşı hediyem!" dedi. Esprili bir şekilde "Eminim aldığı en güzel hediyedir elifciğim" dedim. Rahatsız bir gülümsemeyle karşılık verdi bana; sevgilim, aşkım. Kendisi sigara içmek için restaurantın balkon kısmına çıkacağını söyledi ve beni de çağırdı. Ben de "sigara içmiyorum" dememe kalmadan. Gözlerimin içine bakarak; bırakılacak gün mü allah aşkına gel de keyiflenelim biraz dedi. Öldüm ben, dedim içimden. Bana baktı. Masmavi gözleri gecenin karanlığında daha da muhteşem görünüyordu. Kim o yanındaki palyaço, dedi. Palyaço değil o arkadaşım, dedim. Gönder onu dedi. Onu nereye gönderebilirdim. Sırf bu şehre benim için gelmişti ve burda hiçbir tanıdığı yoktu! Gönder onu bir arkadaşımın ev partisi var orada kalsın sabah birlikte dönersiniz, dedi (ve sevgili arkadaşımı elinde bir adresle taksiye bindirdim ve kapıyı kapatırken ona son bir kez baktım. "Telafi edicem, söz veriyorum!! Sana yemek ısmarlarım hatta hatta..." derken. Kapıyı sertçe çekti. Kendimi berbat hissettim). Ben seni istesen buraya getirirdim, dedi. O yüzden mi benden habersiz geldin buraya, dedim. Beni yoruyorsun yine dedi. Boşversene dedim elifi hiçbir zaman terketmiceksin. Madem geleceğimi biliyorsun söyle seni terkedecek miyim, dedi. Bir şey söylemedim.
12'ye berbat girdim. Ayağa kalkıp herkes geri sayım yaparken kendimi iyi hissetmediğimi söyleyip masadan kaldım.
Restaurantdan çıktık, dans etmek için bir yerlere gitme planı vardı. Gidecek başka yerim olmadığı için gitmeyi kabul ettim. Berbattı. Zorla mutluymuş gibi dans etmek berbat. Dans etmekten de nefret ederim. Ne biçim bi gayim ben? Şarkı söylemekten ve dans etmekten ediyorum :)
Sabah 9da arkadaşımı gittiği ev partisinden aldım. Sevgilim bizi havaalanına bıraktı. Bu süreçte arkadaşım hiç ama hiç konuşmadı benimle. Uçakta ona baktım. Yapma lütfen şimdi yapma, dedim. Sarıldık ve ağladım. Hem de hüngür hüngür. Millet iyisin değil mi diye soru sordu.
Evet aşk delilik, ben de deliyim ama bu sefer değil. Onun beni aldatıp hatta aldattığı kızla Mersin'de habersiz yeni yıl kutlama konusunda bana yalan söylemesi konusunda yaptığı ne kadar doğruysa, benim davranışım da o kadar yanlış.

Labels: , , , , , , , , , , , , ,

Intikam

17:14 / Posted by Gay Vixen / comments (9)


Bilinen bir şey varsa o da kalbi kırık kadınların (ve gaylerin) oldukça tehlikeli olduğudur.
Yazamadım. Benim için zor bir süreçti. Bol bol ağladım. Saatlerce.
Bana yalan söyleyen çok sevgili erkek arkadaşıma karşı oldukça affedici, fedakar, herşeyi unutabilen bi salak gibi gözüktüm ama sadece gözüktüm. Bir planım var. Yılbaşı gecesi için. Evet bana yol göründü, Mersin'e gidiyorum. Sana bir sürprizim var sevgilim.

Labels: , , , , , , ,

Yalan

13:59 / Posted by Gay Vixen / comments (4)


Şu anda görüşemediğim arkadaşlarım ne halde diye düşünüyordum geçenlerde ve kapattığım facebookumu yeniden açtım yarım saatliğine. Sevgilimin profiline girdim aslında girmek de istemedim başlarda oradaki fotoğrafların hepsi vardı bende zaten. Sonra duvar yazılarına gözüm takıldı. Yazılarda onu gördüm. Evet onu. Şaşırtıcı ama birbirmize benziyoruz gerçekten onunla. Sonra onun yazdığı yazılara baktım. "Yakışıklı çocuk, birlikte mersinde kopmaya geri sayım 8 gün". Sevgilim mersinli, sonradan anladım ki kız da. Bana yılbaşında arkadaşlarıyla dışarı bile çıkmayacağını söyledi! Ama meğer beyefendi Mersin'e gidip (bana haber vermeden) bir de orada kendine program yapmış. BANA YALAN SÖYLEMİŞ. Aradım. Doğru zamanı bekliyormuş benim kızmamam için. Doğru zaman asla gelmeyecekti dedim çünkü bunu ne zaman söylese kızardım. Hiçbir şeyin anlamı kaldı: özürlerin, güzel sözlerin, kurabiyelerin. 15 gün önceki halime geri döndüm. Işık hızında kendime bir program yapma çabasına giriştim. Yaptım da. Hatta iki program biri dokuzdan onbire kadar diğeri 12den gidebildiği yere kadar.

Bana yılbaşından bir iki dakika sonra seni seviyorum diye mesaj atar. Telefonumu kapatmaya karar verdim. O kıza seni seviyorum desin. Belki kızı ailesiyle bile tanıştırır.

Bana merhaba demeyen arkadaşımdan bahsetmiştim. Biz onunla aynı derneğe üyeyiz dün de seminer gibi bir şey vardı. Ben geç kaldım. Yer bakınıyordum. Adımı söyleyerek "gel gel bura boş" dedi. Sonra başka bir arkadaşım yer tuttuğu için ve o arkadaşım daha yakın olduğu için bana merhaba demeyen arkadaşımın yanına gitmedim ama o da zaten tam arka sıramızdaydı. Yine adımı söyleyerek "ee naber" dedi. Arkamı döndüm, sonra merhaba demeyen arkadaşımın yanındaki çocuk sana demiyor benim de adım aynı dedi. Bu olayın üzerine çok güzel oldu resmen. Ondan sonra insanlar hiç gülmediğimi söylüyor. Nasıl gülebilirim böyle başlayan bir günün ardından? Seminerden kimseye görünmeden çıkmak, ışınlanıp kendimi dışarı atmak istedim utançtan. Bi tatile ihtiyacım var şöyle bir kaç hafta uzaklaşmak istiyorum buralardan.

Labels: , , , , , , ,

Siradisi Partideki Siradisi Haller

19:21 / Posted by Gay Vixen / comments (6)


Sanki mezunlar gecesi gibiydi. Geçen sene de gelenler acaba şu an ne halde diye bakma çabası vardı her insanda? Partiye birlikte geldiğim arkadaşlarımla dağıldık ama bi yandan da sürekli iletişim halindeyiz. Böyle ara sıra herkes birbirine bakıyor her şey yolunda mı diye sanki.

Açıkçası sıkılmaya başlamıştım sonra partiyi düzenleyen arkadaş (ona B diyelim) Agatha kolyesiyle yanıma geldi ve bana birini gösterdi. Tam senin tipin dedi(sevgilimle ilişkimizi gizli tutuyoruz). Ufak bir şok geçirdim, benim tipimi nerden biliyor ki? Bana o gösterdiği çocuğun çok elit, seçici olduğunu söyledi. Çocuğa baktım, bir takım giyiyordu açıkçası başlarda garip buldum bunu sonradan yanına gidince D&G olduğunu anladım takımın. Her neyse ama şu aşamada hala ona uzaktan bakıyordum. Bilmiyorum dedim. Tanışmak istemedim önce. Ben çok girişkenimdir birinden hoşlanırsam. Asla utanmam öyle gidip tanışmaktan ama tanışınca bir muhabbet konusu bulamam pek ve çok farklı olduğumuzu fark ederim. Neyse 10 dakika kadar baktım yakışıklıya. Gülümsedim. Ama karşılık alamadım. Gerçekten sıkılmıştım o yüzden nolabilir en kötü dedim ve öpücük atıp üfledim (evet yaptım bunu). Tepki yok. Anladığıma göre 27-28 yaşlarındaydı, mühendisti ve gördüğüm kadarıyla oldukça kaslı ve yakışıklıydı…fazlasıyla.

Çok da uzatmak istemiyorum bu kısmı işte yalnız olduğu bir anda yanına gittim. Merhaba dedim ve bana doğrudan kaç yaşındasın sen dedi. On sekiz dedim. Tabii hatta 21 in some jurisdictions değil mi dedi. Gülmedim ve söylenmemiş saydım bu saçma espriyi. İnsanlara tahammül sınırı düşük biriyimdir. Ama bu gerçekten çok ilginç, hiç böyle terslenmemiştim. Sonra konuşmaya başladık. Bana ilişki istemiyorum ama tek gecelik de istemiyorum, arkadaşlığa dayalı bir şeyler istiyorum dedi ve bana biseksüel olup bir kız arkadaşının olduğunu söyledi. İçimden herhalde kaderim bu benim diye geçirdim. Aslında ona baktığımda sadece bu gece bir şey olmadan olacakmış gibi blöf yapıp flört ederek sonra bir daha yüzüne bakılmayacak bir insandan fazlasını gördüm. Onun gibi birini arkadaş olarak isteyebilirdim ve ona “sen hep arkadaş olarak yanımda isteyeceğim türden birisin sanırım” dedim. Bana verdiği cevap “peki, yutar mısın?” oldu. Haliyle normal bulmadım ve bir anda itti beni sanki bu tepki ama oyunu bozmamaya karar verdim. “Sadece çok hoşlanırsam” dedim kendimden iğnerek, o an. Flört edenlere üzüldüm açıkçası hep böyle şeylere mi maruz kalıyorlar?

Telefon numaranı alabilir miyim, dedi. Benden hoşlandın yani dedim. Hayır sadece telefon numaranı istedim dedi. Telefon kullanmıyorum dedim. Bana “Peki kaybol o zaman” dedi. Hiçbir şey söylemeden arkama bakmadan, bana onu öneren arkadaşıma gittim. Naptığını sanıyorsun’dan başlayarak hesap sormaya başladım. Sonradan öğrendim çocuk onun eski sevgilisiymiş. Yani B. beni kendisiyle mi özdeşleştiriyor? Ben asla agatha kolyeler takıp saç rengimi 2 ton açtırmayacağım 23 olduğumda ve sevgili açık renk saç B. bir de beni azarladı orada “sana birini ayarladım beğenmedin daha ne yapabilirim” şeklinde bir cevaptı. Gerçi tüm suç onda değil tabiî ki.

Daha sonra benimle tanışmak biri daha geldi, oh be yaşıtım birini buldum derken çocuk yüksek lisans yaptığını söylemesiyle şok oldum. Bana sen ne okuyorsun dedi. Ben de işte üniversite üçteyim ama lavaboya gitmem lazım görüşürüz diyerek uzaklaştım. Terasa çıktım ama doluydu ne yazıkki, terastaki çifte kumrulara görünmeden indim.

Aşağıda birini fark ettim üstsüzdü ve harika kaslı bir vücudun yanı sıra çok tatlı bir yüzü vardı. Altında siyah bir pantolon ve parlak armalı bir kemeri vardı. Sonradan öğrendim ki o escortmuş. B’nin eskort arkadaşı mı var dedim? Hem eskortmuş hem üniversite öğrencisi normal bir insanmış. Ne garip bir eskort, gayet zengin gibiydi.



Yanıma benimle aynı yaşlarda biri gelip almanca konuşmaya başladı (alman falan değildi bildiğin türktü). Ben sadece hey dedim ama o hayatını anlatmaya başladı. Sonra konuşmaya devam ederken biraz alkollü olduğunu anladuıım çünkü çok tutarsız şeyler söylüyordu. En son ben de simetri takıntısı var objeleri düzeltiyorum gibi bir şey dedi. Dinleyemedim pek ama 2 kişi olmuş hayatında falan. Ortamdan o kadar sıkıldım ki dinleyemiyorum resmen. Böyle bir yerde keyfim kaçınca geri gelmiyor kolayca. Normalde yapmam böyle şeyler ama bu sefer “almanca bilmiyorum ben ama şuradaki kısa saçlı siyahlı Avusturya’dan gelmiş onunla konuşabilirsin” dedim.
Okay, gut dedi ve gitti.

Sonra lavaboya gitmeye üşendiğimden telefonumla kendimi çektim bakmak için. Yanıma 20li yaşların başında biri gelip ben çekeyim mi dedi.Hayır teşekkür ederim dedim gülümseyerek. Tepki gelmedi ondan. Hayır dedim. Tepki yok. Neyse görüşürüz diyip uzaklaştım manyak mı ne. Alkolden algısı kapanmış heralde.
Bütün bu geceden çıkardığım ders: kendi biseksüeline sıkıca sarıl ve onu kaybetme. Dışarda daha iyisi yok. Bir kez daha hayatımdaki insanın doğru olduğunu anlamanın mutluluğuyla,bu mutluluk koca terslenmenin bile önüne geçti, arabaya bindim ve yolda hep bunu düşündüm.

Labels: , , , , , , , , , , , ,

Aslinda Hepimiz Yalniz Miyiz?

18:03 / Posted by Gay Vixen / comments (8)


Bugün yine eczacı arkadaşıma gittim moralim biraz bozuktu, onu anlattım. Biraz konuştuk falan. Sonra lavaboya gitmem gerekti ama telefonumu içeride unutmuştum. Geldiğimde bu resmi güzelmiş diye bi tepkiyle karşılaştım. Anlam veremedim önce sonra telefonumdan duvar kağıdıma baktığını anladım. Telefonumun karıştırılmasından nefret ettiğimi biliyorsun birbirimizin sınırlarına saygılı olmazsak nasıl arkadaş olabiliriz, dedim. Sonra konu jet hızıyla değişti ve başka taraflara geldi, ben de cinsel isteğimin son günlerde çok düştüğünü bunun passifloradan mı yoksa 4 yıllık monoton ilişkimden mi olduğunu bilmediğimi söyledim. Tabii ki passifloradandır dedi. Bunu beklemiyordum. Teşekkür ederim gerçekten çok kibardı bu dedim. Dememle birlikte ama yine de beni deneyebilirsin dedi gülerek (biri sınırlardan bahsetmiş miydi?). Bir anda surat ifadem değişti. Şaka yaptığını söyleyecek misin dedim. 5 saniye kadar bir sessizlik oldu. Tamam, şaka yapıyorum dedi ama kendimi çok yalnız hissettim. Ya yolun sonunda amacı sadece seksse? İnsanlara %100 güvenmek mümkün değil sanırım, tam tanıdığını sandığım insanlara aslında yabancı olduğumu fark ediyorum. Bu sadece ona olmuyor, başkalarına da. Arkadaşlarını bile mi tam tanıyamaz insan? Bu hayatta gerçekten hepimiz aslında yalnız mıyız?

Bir arkadaşım Amerika'ya üniversiteye gitti. Ama yılda bir iki kere gelir ve tanıdığı herkesi bir araya toplayan partiler verir. Bu yılkine bu akşam, birazdan, gidiyorum. Konsept gökyüzüymüş. Her yıl oldukça şey geçer...sıradışı.

Herkese Yabanciymisim Gibi

18:29 / Posted by Gay Vixen / comments (6)


Dün bir paket aldım ondan. 4 koca paket christmas kurabiyesi(pfeffernüsse) vardı içinde. En son 2 ay önce yurtdışına çıkmıştı. Türkiye’de bunları nerden bulduğu, çünkü en sevdiklerimdi, veya kime getirttiği umrumda değildi. Sadece mutlu oldum aslında daha mutlu olamazdım ve onu deli gibi özlediğimi farkettim daha fazla özleyemezdim.

İçimde yanıp tutuşan özlemle çağırıldığım akşam yemeğine gittim. 7 Kişilerdi benimle birlikte 8 oldular. 4 kız 3 erkeklerdi. Erkeklerden biriyle merhabadan öte muhabettim yoktu, diğeriyle vardı ama pek aynı dilden konuşmazdık. Bu muhabbetim olmayan arkadaş, kendisi gay, her yerde feminenlerden nefret ederim ıyy iğrenç adımızı kötülüyorlar diye dolanırdı. Ama nasıl nefret ederdi feminenlerden anlatamam. Masaya oturdum, sonra içeri biri girdi ben tanımıyordum masadakiler kalkıp kapıda hoş geldin merasimi şeklinde boynuna falan sarıldılar içimdeki moral bozukluğunun da etkisiyle pek sallamadım ben. Masada gay çiftle yalnız kalmıştım. Ve feminenlerden nefret eden arkadaşımın sevgilisi onun elini tutup, güya çaktırmadan, ona seni seviyorum kocacığım erkeğim benim dedi. O anki şokumu anlatamam. Sonra beni farkettiler, yani uzakta oturmama rağmen duyup duymama ihtimalimi. İkisi de bir an susup bana baktılar. “Ben bir şey duymadım” dedim zoraki gülümseyerek, şokla ve aynı zoraki gülümsemeyle karşılık verdiler.

Daha sonra lavaboya gittim. İki hafta önce çok üzgün bi anımda bana destek veren bi arkadaşımı gördüm birlikte bakıştık ve kendisi bana merhaba bile demedi. Hatta bir ara hafifçe gülümsedim merhaba demesine hazırlamıştım kendimi. Ama gülümsememe de karşılık vermedi. Sorun ne bilmiyorum? İnsanlar çok karışık. Lavaboya girdiğimde keşke filmlerdeki gibi bi pencere olsa da kaçabilsem burdan diye düşündüm.

Eczacimla Garip Romantizm

16:51 / Posted by Gay Vixen / comments (6)


Dün onu 7 kere aradım ve hep telefonu kapalıydı. Neden erkekler kendilerinde telefonlarını istediklerinde kapatma özgürlüğünü bulur? Meraktan öldüm, tek söylediği bugün tatil günümdü öğlen kalktım ve açmayı unuttum. Ama inanmadım. Çünkü biliyordum onunla birlikteydi ama bana telefonda söyleyemezdi. Bunu sesinden hissedebildim. Birlikte eğlendiniz mi diye sordum bir anda. İğneleyici konuşmalarımdan bıktığını söyledi. Endişe etmemem gerektiğini aralarında bir şey olmadığını söyledi ve birden HAYIR dedim. Endişe etmediğim tam dört yıl geçti hiçbir şey değişmiyordu. Hayır dedikten sonra yeter gerçekten yeter dedi ve onu sakinleştikten sonra aramamı söyledi. İşte bu. Ben haklı olsam da benim şikayet etme hakkım yok. Yine dört yılda öğrendiğim bir şey, o sadece kendini dinler. O her kızı kendine hayran bırakan bi dış görünüşe sahip, neden tek bir erkeğe sadık kalsın ki?

Mutsuzluktan ölürken eczacımı aradım. Eczacı arkadaşımı. O ve ben…garip bir romantizm bizimki. Aramızda hiçbir şey olamaz bal gibi biliyor bunu o da. Benim herşeyimi biliyor. Benimse tek bildiğim- onun adı. Yalnız yaşıyor. Sesimin iyi gelmediğini söyledi ve beni evine çağırıp hayır deme şansı vermedi. Saat dokuz ama ay kocaman bir dolunaydı.

Kapıyı üstsüz açtı, şaka gibi biliyorum ve çok rahatsız edici ama açıkçası biraz şaşırdım bu kadar kaslı mıydı o? Tişörtünü giymeyi unutmuşsun dedim, yeni kalktığını ve az önce duştan çıktığını söyledi. Yurtdışında masterdan 2 ay önce döndü ama hala jet lagden çıkamadı. Neyse geçtik, arada üzerine bir şey geçirdi sonunda. Olayları anlattım, dinledi. Anlattım, dinledi. Bitti. Bana içecek bir şeyler ister misin dedi. Evet mümkünse valium, bana bulur musun dedim. Kahkaha attı ve bulmayacağını zaten çok passiflora içtiğimi söyledi. En azından onun gibi steroid kullanmadığımı söyledim. Biraz bozulmuş gibiydi Amerikada haftada 5 gün gym yaptığını söyledi. Sonra şok bir şey oldu. Bana kolunu attı, aslında bu yapmadığı bir şey değildi. Yapılmayan şey benim bu durumda kafamı göğsüne yaslamamdı. O an o kadar ihtiyacım vardı ki böyle bir şeye. O başımı yasladığım yeri öpmek istedim birden ve bunu yapmak için kafamı kaldırdım. Bir an herşey yanlış göründü ve bana noldu diye sordu. Cevaplamadan kafamı geri koydum, ona sımsıkı sarılmak istedim ama yapamazdım. Erkek arkadaşım başkasıyla olduğu için ağlarken ben burada aynısını yapmam komik olurdu zaten. O bana bunu layık görebilir ama ben ona bunu asla layık göremem.

Yataktan Kalktim ve o Artik Yanimda Değildi

21:10 / Posted by Gay Vixen / comments (5)


Yataktan kalktım. Yine o tanıdık duygu. Yalnızlık. Aslında beni bırakıp gitmeyi onun da istediğini sanmıyorum. Ama başka bi şehirde üniversitede. Onun yanımda olmadığına inanmak istemedim. Yataktan kalktım, bir iki adım attım geri yattım. Yastığa sarıldım ve gözlerimi kapadım. Yeterince inanırsam yastığa değil ona sarıldığıma, belki o geri gelir diye düşündüm. Tabii ki gelir, ama masallarda.
Dün gece beni dışarı çıkardı, şarap içtik 11 gibi kalktık. Arabadaydık şimdi. Ben dans etmek istiyorum demez mi? Ben istemiyorum zaten uykum da var seni bırakıp uyumak çok koyucak ama beni eve bırakır mısın o zaman dedim. Bırakmayı reddetti. Nereye gidiyoruz dedim görürsün dedi. Radyoyu kapattım onunla ilk tanıştığımızda birlikte izlediğimiz bir müzikalden bir parça söyledim (hayır gaylerin %90’ı gibi sesimin güzel olduğunu iddia etmiyorum ki onların da güzel değil, maşallah herkes kontrtenör veya soprano, herkes sesini inceltebilir ama herkesinki güzel çıkmaz). Bana sesin güzel dedi (ama değil) ilerde diye devam edecekti durdurdum hayır müzik kariyeri istemiyorum dedim. Ne istediğimi sordu. Ne istediğimi biliyor muydum ki? Hiçbir şey istemiyordum ailem mutlu olsun diye onların istediği bir bölüm okuyacaktım. Tekrar ilk tanıştığımız ülkeye dönüp Wendy’s’de garson olmak istiyorum dedim. İğrenir gibi baktı bana eskiden orayı o da severdi. Artık sevmediğini söyledi.
Bana ne kadar az ders çalıştığımı söylemesi gereken son insan. Evet onunla yurtdışında tanışmıştık yıllar önce ama onun vatandaşlığı vardı benim yoktu ve hoop YÖS’e girerek sıfır çalışmayla şahane bi üniversiteye kapak attı. Hayatı boyunca 1 saat aralıksız ders çalışmış mıdır acaba?
Bir daha ne zaman gelir acaba? Bir ay sonra? İki ay sonra? Acaba benimle görüşmediği sırada kız arkadaşıyla napar? Onunla cinsel ihtiyaçlarının karşıladığını asıl sevdiğinin ben olduğumu söylüyor ve istersem hemen ayrılabileceğini söyledi. Ayrıl diyemedim. Belki de sinirlenip ondan değil benden ayrılacağından korktum. Keşke insanların beyinleri mağaza vitrini gibi olsa baktığımda Elif’i cinsellik için mi kullanıyor yoksa ondan hoşlanıyor mudur görebilsem. Acaba hoşlanıyor mudur? Hoşlanmadan cinselliğin tadı çıkmaz ki. Yoksa çıkar mı?